2 Mart 2019 Cumartesi

"Farklı muhtarlık anlayışı önce yereli, daha sonra da genel siyaseti değiştirebilir" Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından gerçekleştirilen “Yerel Yönetim ve Yerel Siyaset 2 Muhtarlar Konuşuyor” panelinde; 100. Yıl İşçi Blokları Mahallesi Muhtarı AYŞEGÜL EMEKÇİ konuştu. (14 Aralık 2018)

Farklı muhtarlık anlayışı önce yereli, daha sonra da genel siyaseti değiştirebilir...
Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından gerçekleştirilen “Yerel Yönetim ve Yerel Siyaset 2 Muhtarlar Konuşuyor” panelinde, kamu yararına aykırı uygulamalarda hem yerel yönetime hem de merkezi idareye karşı mücadele eden ve kendi öz güçleriyle çok iyi projelere imza atan muhtarlarla, mahallerdeki öz yönetimin ne kadar büyük önem taşıdığı ortaya koyuldu. Panelde farklı bir muhtarlık anlayışının mümkün olduğu vurgulanarak, yerel yönetimlerin ve genel idarenin muhtarlığın özerkleşmesini istemediği, çünkü yereldeki demokrasinin sistemin demokratikleşmesine katkı sunacağı ve sorgulama bilinci neticesinde yerelin, genelin siyasetini değiştirme gücü olacağı ifade edildi.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, seçimlere yaklaşırken yerel yönetimleri ve yerel siyaseti düzenlediği panellerle masaya yatırmaya devam ediyor. Bu kapsamda “Yerel Yönetim ve Yerel Siyaset 2 Muhtarlar Konuşuyor” paneli gerçekleştirildi.
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan’ın moderatörlüğünü yaptığı panele konuşmacı olarak Sokullu Mehmet Paşa Mahalle Muhtarı Fatma Taner Ege, 19 Mayıs Mahalle Muhtarı Ali Gölpunar, İlk Yerleşim Mahalle Muhtarı Fecire Yazan, Remzi Oğuz Arık Mahalle Muhtarı Süleyman Demircan, İşçi Blokları Mahalle Muhtarı Ayşegül Emekçi, Ahlatlıbel Mahalle Muhtarı Nizam Yılmaz katıldı.
Muhtarlıklar deneyimlenme ve örgütlenme açısından önemli nüveler taşıyor
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, muhtarların demokrasi açısından önemine işaret ederek, "Doğrudan kente dokunan kapımızı açtığımızda mekansal olarak en yakın hissettiğimiz muhtarlarla konuşacağız. Yerel yönetim deyince en çok belediye başkanlıkları ve belediye meclis üyelikleri konuşuluyor. Muhtarlarımızın bakış açısını dinleyeceğiz. Yerel yönetim ne anlama geliyor. Mahalleler nasıl bir çalışma içinde olmalı. Hem siyasal konjoktür hem de kentsel sorunlar açısından biraz onların sorunlarını dinleyeceğiz. Muhtarlıkların küçük mahalle birimleri olarak hem sosyal paylaşım, hem deneyimlenme ve örgütlenme açısından önemli nüveler olacağını birlikte tartışacağız.”
Daha sonra panele katılan muhtarlar tüm imkansızlıklara ragmen mahelle sorunlarına nasıl çözümler ürettiklerini ve kendi öz güçleriyle yaptıkları çalışmaları, hem karşıt hem aynı siyasi bilince sahip belediyelerle yaşadıkları problemleri anlattı.
Bütün projeleri kendi öz gücümüzle hayata geçiriyoruz
19 Mayıs Mahallesi Muhtarı Ali Gölpunar ise, muhtarlık olarak belediyelerden bir beklenti içinde olmadıklarını vurgulayarak, bugüne kadar yaptıkları bütün projeleri mahallenin kendi öz güçleriyle hayata geçirdiklerini söyledi.
Gölpunar, sözlerine şöyle devam etti:
“Başkanım diyeceğim hiçbir belediye başkanı olmadı. Muhtarlık 10 yıl önce geçim kaynağı olarak görülürken bugünkü durumu ise çok daha içler acısı. Eskiden Halkı soyan bir muhtarlık anlayışı egemendi. Şimdi muhtarlık dalkavukluk yapan bir zemine çekilmeye çalışıyor . Keçiören Belediyesi’nin yaptığı bütün etkinliklerin aynısı muhtarlık olarak kendi bütçemizle yapıyoruz. Gençlik kültürevi açtık. Sırtında saz, bağlama olan 10 kişiden 8’i bizim açtığımız kurstan çalmayı öğrendi. Gençlere okulları için destek kursu veriyoruz ve yılda 150’ye yakın öğrenci ders görüyor. Bu öğrencilerin yüzde 40’ı muhafazakar öğrencilerinden oluşuyor. Yaz okulları düzenliyoruz, çocukları havuza götürüyoruz. ‘Başkan bize servis ver’ diyecek bir mekanizmamız olmadığı için tek derdimiz servis parası oluyor”.
Sol vicdanla çalışıyoruz ve sağ seçmenden de oy alıyoruz
Mahalle seçmen yapısının çoğunluğunun sağ görüşlü olduğuna da dikkat çeken Gölpunar, “Buna ragmen mahalleli bana oy veriyor. Benim mahallemin 22 bin seçmeni var. 20 bin oy kullanılıyor. 20 bin oyun 11 bini sağ, 9 bini sol oylardan oluşuyor. Ben üç defa seçime girdim üç defa da kazandım. Matematik hesabıyla bizim kazanmamız gerekir. Bizim kazanmamızın nedeni dişimizle tırnağımızla o kazıdığımız gitar, bağlama kursu, derslere destek kursu vermemiz, kadınları sokağa çıkarmamız, kadınları tiyatroya götürmemizdir. Sosyal sorumluluk olarak bunu, sol vicdan olarak yapmak zorundayız.”
Çünkü klasik bir muhtarlık anlayışımız yok. Klasik muhtarlık anlayışını bırakmak gerekiyor. Muhtarlar kendi imkanlarıyla da halka hizmet götürebilir. Çalışmak ve emek sarf etmek gerekiyor. Belediyeden yazlık sinema beklemeyeceğiz, biz yapacağız . Büyükşehirleri almanın yolu dipten gelen dalgadan geçiyor. Çocuk ve kadınlara yönelmek gerekiyor. Çocuğa dokunursanız anneye, anneye dokunursanız da evine dokunursunuz” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Aslında muhtarlardan kurtulmak istiyorlar
Ahlatlıbel Mahallesi Muhtarı Nizam Yılmaz, yaşadığı sorunları şöyle anlattı:
“Muhtarlar önemseniyor gibi gözüküyor ama aslında muhtarlık kurumundan kurtarmak istiyorlar. 2007 yılından beri muhtarlık yapıyorum, hiç kimseden ücret almadım o bizim vatandaşla iletişimimizden kaynaklanıyor. İmarı tamamlanmış mahallerle imarı henüz tamamlanmamış mahalleler arasında çok büyük bir fark varlar. Biz de henüz gasp edilmeye çalışılan yerler var. Tek parselde kentsel dönüşüm yapabiliyorlar. Bu tür karşı çıkarsanız karşılığını da dayak yiyebilirsiniz benim gibi. İlçe belediyeleriyle Büyükşehir belediyesi imar planlarında çok uyumlu çalışıyorlar. Bu anlamda Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin mücadelesini takdirle karşılıyorum. Uzun bir süredir zenginleşmenin en önemli ve yasal bir zenginleşme aracı. . 1 milyon değerindeki arsa alın, tiyo verilmişse ertesi gün 10 milyon olur Çankaya Belediyesi ile 2008 yılında siyasi olarak çok farklı düşünmeye bir insan olarak çok büyük sıkıntılar yaşadım. O dönemin belediye başkanı 170 dönümü içeren yeşil alanları özel kurumlarına ve firmalara 10 yıllığına bedelsiz terk etti ve ben oralar hepsini kendim diktim. Mahalledeki dikilmiş ağaçları ben diktim belediyenin diktiği hiçbir ağaç yok. Beni bekleyen mobil zabıta arabalarım vardı. Mahalleye yaptığım muhtarlık binamı yıkma kararı aldılar 10 yıldır uğraşıyorum bugün Danıştay'dan bozma kararı geldi.”
Seçimde 3 bin 129 kişinin iki odaya kaydedildiğini fark ettim. Askeri öğrencilerin hepsini seçmen yazmışlar
Yüksek Seçim Kurulu’na 24 Haziran’da fark ettiği usulsüzlüğü de anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:
“24 Haziran seçimlerinde mahallemde bir gün de 3 bin 129 kişi kaydolduğunu fark ettim. CHP, İyi Parti, HDP aradım. Askeri öğrencilerin tamamını seçmen yazmışlar ve 3 bin 129 kişi iki odada kalıyor. Soruyoruz nasıl bu olabiliyor? Bunlar öğrenci değil kursiyer ve ben bunu üç tane siyasi parti ile hiçbir yere götüremedim. İmzalı bildirdim kendimi hedef gösterterek ama o seçim sürecinde bir basın toplantısı bile yapan olmadı. Kültür merkezi yapmak istedik. Belediye meclisinden yer cami olarak çıktı. İtiraz ettik, komisyon reddetti”
Yerel yönetimler ve genel idare muhtarlığın özerkleşmesini istemiyorlar
Remzi Oğuz Arık Mahallesi Muhtarı Süleyman Demircan yönetimlerin muhtarlığın demokratikleşmesini istemediğini vurguladı.
Demircan, sözlerine şöyle devam etti:
“Yerel yönetimler ve genel idare muhtarlığın özerkleşmesini ve öz yönetime evrilmesini istemiyor. Çünkü orada yerel demokrasi var. Eğer yerel demokrasi gelişirse geneli tetikleyecek. Bu da sistemin demokratikleşmesini hızlandıracak. Mevcut sistemden yerel yönetecilerin başkanlarına ve merkezi idarenin başkanlarına öyle bir yetki vermiş ki, mümkün değil. Muhtarlığı temsili demokrasiden yerel demokrasiye geçiş olarak algılamamız lazım. Bu konuda katkı koymaya geldik. Seçimle geliyoruz seçilmişlerin haklarına sahip değil, atanmış desen onlar gibi 650’ye kaymakamın yetkilerine sahip değil, memur değil. Eğer demokratikleşmek istiyorsak, yerelleri geliştirmeliyiz.”
Çıkardığımız fanzine dava açıldı
Demircan mahallesinde çıkardığı bir fanzine dava açıldığını anlatarak “Mahalledeki arkadaşlar yazıyor ve sorunlarını anlatıyordu. 17 sayı çıkardık. İzin verilmedi, para cezası istendi. Basın savcılığı ‘cezayı öde, bir daha çıkarma’ dedi. Ödemedim. Ceza ikiye katlandı 3 milyon 700 lira oldu. Dava açıldı. 1,5 yıl sürdü. Hakim en son “Muhtar 4 sayfa yazı yazmış, onunla uğraşıyorlar. Hadi işinize gidin” dedi ve sonunda beraat ettim. Kenttle ilgili sorunlarda tek yol mücadelemiz vardı. Biz bunun için 3 bin imza topladık. Bir protesto ettik bizi dövmeye 100 polis geldi. Merkezi idare bizi dövmeye polis gönderiyor da ama ‘Derdin ne ne istiyorsunuz?’ demiyor. Bunun için yerel yönetim ve merkezi idare.. çünkü bu geliştiği zaman sorgulayacak. Vergilerim nereye gidiyor diyecek?” dedi.
Alman Büyükelçilği ile mücadele ettik ve kazandık
Demircan Alman Büyükelçiliği ile yaşadıkları sorunu ise şöyle aktardı:
“Bizim semtimizde bir Alman elçiliği var. Vize sorunu vardı, insanlar buraya gelirken iki gelmesi gerekirken 5 kişi geliyor. Kaldırımlarda oturuyorlar ateş yakıyor. Orada bir hengame oldu. Mahalleden göç başladı, kiralar düştü insanlar tiksinir hale geldi. Alman Büyükelçiliği’ne bu sorunu bildirdik. Bize çok gaddarsınız dediler. Bizde bizim taleplerimizi Kabul edersiniz yoksa Avrupa Birliği’ne ve oradaki demokratik kitle örgütleri ve sendikalara bu fotoğrafları iletiriz. Üç gün sonra bizim taleplerden birini kabul etti. Şu anda orada 40 kişi olmuyor. Merkezi idare olsun gelip te teşekkür etmediği gibi yerel idare de bu mahallede ne sorun yaşanıyor demedi. Biz öz gücümüze kendimize güvenerek orada farklı bir süreci geliştirmek istiyor. Bu da onları rahatsız ediyor
Sokulu Mehmet Paşa Mahallesi Muhtarı Fatma Taner Ege, “Türkiye’de kadın olmak zor. İlk mahalle muhtarlığım sürecinde bu anlamda sıkıntılar yaşadım. Önce kadın olarak kabullenmediler. 2009 seçimlerden sonra caminin imamı ‘Koskoca mahalleyi bir kadından kurtaramadınız’ dedi. Önce üzüldüm sonra önemsemedim. Mahalle imamı benden rahatsız oldu. Kadın muhtar olarak zorlandım. 5393 sayılı Belediyeler Yasası ile kent konseyleri oluşturuldu. Beş mahalle muhtarımızı bir araya getirip Sokullu semt meclisini kurdum. Eski belediye başkanımız bize iki oda Verdi. Kadın el emeği pazarı açtık. Yeni Çankaya Belediye başkan bizi oradan çıkarttı yer de göstermediler bu anlamda çok üzüldüm. Umarım tekrar da bunu hayata geçireceğiz. Cumhuriyet temel değerlerine demokratik laik, hukuk ve soysal devlete sahip çıkan, mahalle meclisleriyle ile iletişim halinde olan, başkanların muhtarlarla toplandığı ve muhtarlara demokrasinin temel taşı olarak bakan bir yönetim istiyorum” dedi.
Soruna sahip çıkarak katılımcılığın önü açılmalı
İlk Yerleşim Mahallesi Muhtarı Fecire Yazan da klasik muhtarlık anlayışının değişmesi gerekliliğine vurgu yaptı.
Yazan, “Muhtarlık demokrasinin birinci ayağı derken neyi kastediyorlar. Kendi yerel yönetim anlayışımızla katılımcılığı sağlayabiliyoruz. Muhtar insanların ne yaşadığını duyan kişi. Soruna sahip çıkarsa katılımcılığın önünü açıyor. Bunu yapabildiğiniz ölçüde katılımcılığın önü açılır. Vatandaşın sorunlarını doğru tespit etmek gerekiyor. Park, sağlık ocağı ihtiyacı varken, kültür merkezi yapıyoruz. Muhtarın en öneli işlevi vatandaşın sorununu doğru tespit etmek. Bazı hizmetler de insanların ayağına götürülmeli” diye konuştu.
İşçi Blokları Mahallesi Muhtarı Ayşegül Emekçi
Mimarlar Odası Ankara Şubesi Birlik Parkı mücadelesinde bize çok destek oldu
İşçi Blokları Mahallesi Muhtarı Ayşegül Emekçi ise, “Cumhuriyete aşık insanların olduğu bir mahallenin muhtarıyım. Muhtarlık iki türlü görüyorum. Bir tanesi merkezi otoritenin muhtarlıkları, bir tanesi de toplumsal süreçteki muhtarlık yapma. Düzensiz kentleşme ve kamunun yetersizlikleri yüzünden de başka misyonlar yükleniyoruz. Bizim yaptığımız muhtarlık ikinci noktadaki muhtarlık. Zaten evraklar e-devletten de alınabiliyor. En çok sorunlar yaşamsal alanlarıyla ilgili sorunlar. Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin ve Tezcan Karakuş Candan’ın bize çok faydası olmuştur. Değişen imar planları mahallenin muhtarlarını kıskaç altına alıyor. Bize sorulmadan yapılan o mahallenin sosyo-kültürel dokusu siyasi dokusu hayata bakış açısı gözeltilmeksizin yapılan değişikliklere mahalleliler muhtarlıktan mukavet gösteriyorlar. Bu noktada Birlik Parkı mücadelemizde odanın bize destekleri büyük oldu. Muhtarlar mahalle sakinlerinin yaşamına giriyor. Kendi hayatımız dışında herkesin hayatını yaşayıp, eve gittiğimizde de yaşamaya devam ediyoruz” sözleriyle sorunlarını ifade etti.
TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Basın Birimi

6 Şubat 2019 Çarşamba

ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ "100.YIL BİRLİK PARKI" Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı.2001 "PARKIMIZIN ADININ TEKRAR '100. YIL BİRLİK PARKI' OLARAK DEĞİŞTİRİLMESİNİ İSTİYORUZ!.


Gökçen G.
Bir yolumun üzeri, bana yakın yerlere daha hoş geldiniz. Bu bölümde can sıkıntısıyla ve akşam yemeği sonrasında yediklerimizden pişman olmakla baş etmenin yollarından bahsedeceğim!.
Eğer ki, Çiğdem'de, 100. Yıl'da, hadi belki bir de Çukurambar'da oturuyorsanız ve hava güzelse ve bir güneşi göresiniz varsa kapın spor ayakkabılarınızı gidiyoruz! Konut bloklarının kenarında, asfalt yolun dibinde yaratılmış yapay doğal bir alan oluşturmakta kendisi. İçerisinde yürüyüş parkuru ve şahsına münhasır fitness aletleri bulunan kısımları ile sabah 7'de nasıl uyanıp o enerjiye sahip olduğunu anlamadığım amca ve teyzeler ile mesaiye başlayan ve gün boyu devam ederek akşam saatlerinde gelmeye devam eden ziyaretçilerin olduğu bir park. Özellikle yaz akşamları "of çok yedik", "fakat çok iyi yedik", "ama kabul edelim güzel yedik" muhabbetlerine başlandığı noktanın, "aman bir iyi geldi ki açık havada bir yürüyüş" şeklinde bitmesi muhtemel yerlerindendir aynı zamanda. Parkın içinde oturma alanları, gazebolar ve çocuk oyun parkı da bulunmakta. Hafta sonları daha kalabalık görmeniz olası bu sebeple.

Furkan D.
100. Yıl Birlik Parkı, etrafındaki oldukça geniş bir alan içinde gerçekten park olan tek park. Ne yazık ki artık şehirde oyun parkları ile geçiştiriliyoruz. Birlik Parkı ise gidip zaman geçirebileceğiniz bir yer. Çocuğunuzu oraya götürüp, siz de yürüyüş yapabilir, bir köşeye oturup gazetenizi okuyabilirsiniz. Sabah spor yapmak için uğranabilir, haftasonu miskin miskin takılınabilir. Oldukça geniş olduğu için kentli insanın ihtiyaçlarına yönelik bir karşılığı var. Üst tarafı Çiğdem, alt tarafı 100. Yıl, Balgat ve Çukurambar için de ulaşılabilir bir konumda. Yanıbaşında bir alışveriş merkezi bulunuyor. Yeşillik içinde kalmaya hasret kaldıysanız buyurun derim. Birlik parkı son zamanlarda yeşilliği ile değil, yıkılacak olması ile gündemde. Bence görmek için acele edin.

Damla T.
Ankara 100.yıl mahallesi sakini olarak Birlik Park'ı en çok ziyaret ettiğim yerlerden bir tanesi.Hem evime çok yakın hemde temiz hava alabilmek için çok uygun.Özellikle hafta sonları aileler çocukları ve köpekleriyle beraber geliyor buraya.Köpekler için özel bir parkur mevcut.Çocuk parkında çocuklarınızı oynatabilirsiniz.Bir parkta bu kadar çok kaydırak az görmüşümdür.Koşu parkuru özellikle bahsetmek istediğim bir şey.Spor yapmak isteyen semt sakinleri için altın değerinde.Park'ın bir köşesinde belediyenin koyduğu spor aletleride cabası.Park'ın girişinde bulunan çardakları çok seviyorum.Piknik yapmak için birebir ya da termosunu alıp açık havada güzelce çay,kahve keyfide yapabiliyorsun.Park oldukça geniş olduğundan ötürü çardaklar bir çok yere konumlandırılmış.Parkın devam ettiği yokuşa doğru çıktığınızda bu sefer sizi ankara manzarası karşılıyor.Son zamanlarda bir çok kişinin burayı keşfettiğine ve bahsettiğine şahit oldum.Özellikle akşam saatleri muhteşem oluyor.Eğer şehrin kalabalığından yorulduysanız,dinlenmek için en iyi duraklardan biri de burası.


Onurcan C.
Odtü öğrencisi olduysanız ilk olarak yolunuz yüzüncü yılda bir öğrenci evne düşecektir. Eğer birazda şanslıysanız yüzüncü yıl sakinleri arasına katılacaksınızdır. Yüzüncü yıl genellikle öğrenci ve emeklilerin yaşadığı eski evleri( baya kırık dökük) ile meşhur bir bölgedir. Yanlız buranın bir özelliği var komşuluk anlayışına insanlar burada hala sıkı sıkıya bağlıdır diyebiliriz. E tabi bunda Birlik parkınında payı vardır. Aslında böyle müthiş bi park demek yanlış olur ama şirin bi park tabiri daha yerindedir. Genelde hafta içleri liseden kaçan çocuklarla evcil hayvanlarını gezdirenlerin ana mekanı olan birlik parkı haftasonları cümbür cemaat ailelerin geldiği biraz ad olsa şehir hayatından kurtulup vakit geçirdikleri bir yere evrimleşir. Odtü öğrencileri okulun yakınlığından kaynaklı olarak pek uğradıkları söylenemez ama son zamanlarda yüzüncüyıl insiyatifiyle beraber daha da değerlenmiş öğrenciler tarafından da keşfedilmeye başlanmıştır. Umarım her yerde böyle parklar artar, olurda yolunuz düşerese ankaranın soğuğu içinize işlemiyorsa bi durun kollarınızı gökyüzüne doğru açın derim.

14 Kasım 2018 Çarşamba

ATATÜRK ' ÜN TÜRKİYESİ

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN TEMELİNİ SAĞLAM DENGELİ BİR YAPI ÜZERİNE KURDUĞU ANLAŞILMAKTADIR.
Ne kapitalizm, ne sosyalizm, ne ırkçı şovenist milliyetçilik nede Arap kültüründe yozlaştırılmış bir islamcılık/dincilik devletin temellerine harç olarak konulmamıştır. 
Ancak altı ok olarak tasarlanmış amblem o günün tek partisi olan 10 yaşındaki CHP'nin amblemi olmuştur.

BU ALTI MADDE/OK ŞUNLARDIR;

1)CUMHURİYETÇİLİK :
Yönetim biçimi olarak millet egemenliğine dayalı, cumhuriyet rejimini ön görmek ve bunu bir yaşam biçimi olarak benimsemektir.Atatürk,Cumhuriyet için ;"Türk Milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare"ifadesini kullanmıştır. Türk devrim sürecinde 29Ekim1923 Cumhuriyetin ilanı olmuştur.
Cumhuriyetçiliğin özellikleri nelerdir ?
1.Halkın kendi kendisini yönetmesi ilkesine dayanır.
2.Çok partili sistemi ön görür.
3.Cumhuriyet yönetiminin temeli bağımsız ve özgür seçimlerdir.
4.Yasaları koyacak kişiler yani Meclis halk tarafından seçilir.
5.Sınıf ve cins ayrımı olmaksızın herkesin yönetime katıldığı yönetim biçimidir.

2)MİLLİYETÇİLİK :
Atatürk ilkesi olarak Milliyetçilik ;
1.Aklı ve bilimi esas alır.
2.Irkçılığı ve ümmetçiliği reddeder.
3.Halk arasında birlik ve beraberlik duygusunu güçlendirir.
4.Ulusal bağımsızlığı savunur.
5.Milli çıkarlar, kişisel çıkarların önünde tutulur ve ulusa bağlılık, fedakarlık gerektirir.
6.Kültürü korumak, devam ettirmek esastır.
7.Din, dil, ırk ayrımı yapmadan, "Türküm" diyen herkesi Türk kabul eder.
8.Manda ve sömürgeye karşıdır.

3)LAİKLİK :
Laiklik kısaca, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Laiklik, devletin, vatandaşlarıyla olan ilişkilerinde inançlara göre ayrım yapmaması ve ayrıca herhangi bir inancın özellikle de bir toplumda egemen olan inancın, aynı toplumda azınlıkların benimsediği inançlara baskı yapmasını önlemesi demektir. Felsefi olarak ; İman ve inancın yerine, aklın egemenliğini kabul eden bir inanç sistemidir.
(MAİDE SURESİ 5/42:"Resulüm ! eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hüküm ver.Şüphesiz Allah, adaletli davrananları sever."
SAD SURESİ 38/26 : "Davud ! Biz seni ülkede hükümdar yaptık, sen de insanlar arasında adaletle hükmet, keyfine/nefsine uyma ki seni Allah yolundan saptırmasın."
NİSA SURESİ 4/58 : "Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emreder. Allah bununla ne de güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitendir, her şeyi görendir." 
Hukuki anlamı; Somut olarak devlet ile dinin birbirine karışmaması olarak ifade edilebilir.
Siyasi anlamı ; Siyasal iktidarın, dinsel kudret ve otoriteden arındırılarak bağımsız hale getirilmesidir.

4) DEVRİMCİLİK :
Atatürk'ün ifadesi ile "Türk milletini son yüzyıllarda geri bırakmış olan kurumları yıkarak yerlerine, milletin en yüksek uygar gereklere göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları koymuş olmaktır." Bu devrim anlayışı, bilim ve tekniğin ışığında sürekli bir çağdaşlaşmayı öngörür. Bu nedenledir ki atılımlarda kararsdızlık ve şüphe yerine inanç ve değizmez karar söz konusudur.

5) HALKÇILIK :
Türk inkılabının halkçılık anlayışı, liberal kapitalizmin bireyselciliğine karşı olarak konulduğu gibi, Marksist teorinin halkçılık anlayışından da farklıdır.
Çünkü Atatürk ; "Biz sınıfsız ve kaynaşmış bir toplumuz." demiştir. Atatürk'ün  anlayışında halkçılık; siyasi, ekonomik ve toplumsal uygulamalarda halkın çıkarlarının ön planda tutulmasını öngörür.Atatürk'ün halkçılık anlayışı ;
"Biz memleket halkı, kişi ve çeşitli sınıf mensuplarının birbirlerine yardımlarını aynı kıymet ve nitelikte görüyoruz. Hepsinin menfaatlerinin aynı derecede ve aynı eşitlik duygusu ile karşılanmasına çalışmak isteriz.Bu şeklin, milletin genel refahı, devlet bünyesinin sağlamlaştırılması içindaha uygun olduğu kanaatindeyiz. Bizim düşüncemizde, çiftçi, çoban amele tüccar, sanatkar, asker, doktor , kısacası herhangi bir sosyal müessesede çalışan bir vatandaşın hak, menfaat ve hürriyeti eşittir.(1929)

6) DEVLETÇİLİK ;
Atatürk'çü düşüncenin devletçilik ilkesi, Kurtuluş Savaşı'ndan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra, memleketin en kısa zamanda kalkınması sürecinde, özellikle ekonomik alanda bireylerin yapamayacağı bazı işleri devletin üzerine alması esasına dayanır.
Ahmet Nedim Kaya

10 Kasım 2018 Cumartesi

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İLE 80 YIL

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İLE 80 YIL
depophotos_15083706

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

1881 - 193



ATATÜRK, DEVECİLER İLE DOST OLMASINI DA,

TÜRK DÜŞMANLARININ EN GÜÇLÜ OLANLARINI 

YENMESİNİ DE BİLMİŞTİR

ATATÜRK SÖZLERİ VE MESAJLARI
Ben istese idim derhâl askerî bir diktatörlük

kurardım ve memleketi öyle idâreye 

kalkışırdım. Fakat ben istedim ki, milletim için 

modern bir devlet kurayım.
Karal (ord. prof.), Enver Ziya (2003). Fatih Özdemir – Atatürk'ten Düşünceler, 170. sayfa, Ankara: ODTÜ Yayıncılık 




İlgili resim

atatürk fotoğrafları yüksek çözünürlük ile ilgili görsel sonucu
MEMLEKETİN HER TARAFINDAN SEÇİLEN MEBUSLAR ONUNLA YAKIN DOSTLUKLAR KURMUŞLARDI. DERSİM AŞİRET REİSLERİNDEN "DİYAP AĞA" O'NUN OTOMOBİLİ İLE MECLİSE GİDİYOR.




MUSTAFA KEMAL DEVECİLERLE SOHBET EDİYOR.










depophotos_15083706

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK İLE 80 YIL


GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

1881 - 193



ATATÜRK, DEVECİLER İLE DOST OLMASINI DA,

TÜRK DÜŞMANLARININ EN GÜÇLÜ OLANLARINI 

YENMESİNİ DE BİLMİŞTİR

depophotos_15083706

ATATÜRK SÖZLERİ VE MESAJLARI
Ben istese idim derhâl askerî bir diktatörlük

kurardım ve memleketi öyle idâreye 

kalkışırdım. Fakat ben istedim ki, milletim için 

modern bir devlet kurayım.
Karal (ord. prof.), Enver Ziya (2003). Fatih Özdemir – Atatürk'ten Düşünceler, 170. sayfa, Ankara: ODTÜ Yayıncılık 






İlgili resim

atatürk fotoğrafları yüksek çözünürlük ile ilgili görsel sonucu
MEMLEKETİN HER TARAFINDAN SEÇİLEN MEBUSLAR ONUNLA YAKIN DOSTLUKLAR KURMUŞLARDI. DERSİM AŞİRET REİSLERİNDEN "DİYAP AĞA" O'NUN OTOMOBİLİ İLE MECLİSE GİDİYOR.




MUSTAFA KEMAL DEVECİLERLE SOHBET EDİYOR.